SAHNE I
dün yağmur çok yağdı. elimde bir bardak şarapla yağmuru izledim. şarabı içmedim, sadece elimde tuttum, filmlerde öyle yapıyorlar. yağmuru ise sadece izlediğim aslında söylenemez, bankaya gitmem gerekiyordu, bi de markete uğrayıp kibrit alacaktım, ya allah bismillah diyip bi sokağa çıktım ama şemsiyesiz. şarabın içine hep yağmur doldu, murdar oldu resmen güzelim şarap. ama yağmur murdar olmadı, neden, çünkü yağmur adeta bir okyanus gibi, okyanusa bi damla bi şey damlatsan ona bi şey olmaz ama şarapa su damlatırsan içilmez, her şeyin bi adabı var, bunları da bi ara öğreniriz artık, göğüs dışarı, kalça içeri, kitabın başımın üstündeki sarsılmaz yeri ve yürüyorum. ben dünyanın en güzel kadınıyım.
SAHNE II
çocuklarla son dersimi yabtım. çok duygulandım ama hiç çaktırmadım. bazen sadece çocuklarla yaşamak istiyorum. belki yazın birlikte mardine filan gezmeye gidicez. artist artist şeyler işte ama olsun. onlara iki haftadır istanbulu gezdiriyorum, "hocam sizinle gezmek çok başkaymış" dediler, her yerin meşhurunu gösterip tattırdığım için, bi de pek kimsenin bilmediği yerleri bildiğimden. ama oralara gidince genelde ya bunalıma girer ya da mümkünse kırıştırırız.
işte bu tür şeyler bazen bu tür şeylere yarıyor. yarasın.
SAHNE ııı
kaplumbağasını bana bırakıp gitti. onu sevdiğim için kaplumbağasına da sempati duyurotyuoyrm. durorrouruorm. duroyurouestm. of neyse, içinde sempati geçen cümleleri söylemekte zorlanıyorum, sanırım bana sepmatik gelmediği, semptaik gelemediği, öf sempatik gelmeyip antipatig geldiği çün. bana geliyor.
SAHNE 4 ya da IV
b - olsun mu
a - olsun
b - olur...
a - ...e hani olmuyor
b - sen oldun mu
a - ...olmadım mı
b - olmadın?
a - oluyum
b - olsana
a - sen de olasın
SAHNE fayv
haftaiçi çalışıp haftasonu tatile giden ve bunu "haftasonu kaçamağı" olarak adlandıran insanlar gurubuna bu haftasonuluk festival gibisin katılmak istiyorum.
SAHNE ALTIBİN
karınca bi gün bi fili sevmiş. karınca kız, fil erkekmiş. karıncanın babası çok kızmış, bi karıncanın en önemli şeysi kendine yakışanı giymesidir demiş ve tüfeğini çekip fili vurmağa kalkmış. karınca hemen sevdiği adamın önüne kendini siper etmiş ve dudaklarından bi sözler dökülmüş, "baba arkamdaki file acımıyorsan karnımdaki file acı"
SAHNE bodrum bodrum
okul gezilerinde çocukları harika idare ediyorum, mükemmel bi idareci, kahraman bi asker, cesur bir komutanım. necati rahat dur.
SAHNE sizin
canım çok sıkılınca değişik bi şeyler yapmaya çalışırım, ağva'ya hayatımda ilk kez gitmek ya da yapmayı hiç bilmediğim bir yemeği çok güzel yaptığımı iddia edip, arkadaşlarımı eve davet etmek gibi. yemek kötü olursa bile ben varım, beni yiyebilirler. ben varsam her şey tamam.
10 DAKİKA ARA
ya da biraz uyurum. çünkü uyanınca sanki uyanmış gibi oluyor insan.
bi de tanıdığım insanlarlı kalabalığa karışırım, kalabalık çünkü bazen kafayı dağıtıyor ama az.
o yokken bir şey eksik.
SON SAHNE
oğlan gelir. kız kahvaltı hazırlamıştır ama oğlanın artık gelmeyeceğini sanıyor. oğlansa, kız olmadan nereye gitceksin aptal, onsuz hayatın birazcık anlamsız olmuyor mu sence de? diye senarist tarafından düşündürülüyor. kızın gözleri gülüyor oğlanı görünce, ama hiç konuşmuyorlar, kız ekmeği kesiyor o sırada, oğlan bıçağı alıp ekmeğin kalanını kesiyor, tabağa koyuyor. kız çay dolduruyor, oğlan zeytin çıkarıyor, kız "şekeri uzatır mısın" diyor, yiyorlar yemek, aynı mutfaktalar. o ara şimşek çakıyor, çatal bıçak sesleri filan, ekran kararıyor. jenerik akarken yağmur sesi duyuluyor sadece. müziksiz. dün yağmur çok yağdı.
16 Temmuz 2009 Perşembe
Fil'im
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

6 mum:
ne yağmurmuş ki bir karıncayı filden hamile bırakmış :)
ne yağmurmuş ki bir karıncayı filden hamile bırakmış :)
sonra okurun yazarın yanaklarından bıcır bıcır bir iki makas alası geliyor.
vay gidi cerrahpaşa.
Blogunun çıktısını aldım, kitap yapıp 'başucu kitabım' diye sağda solda duyurucam, çok heyecanlıyım. :A
Bir de seni blogger'ın biriyle çok yakıştırıyorum, deli yakışıyorsunuz bence.
teşekkür ederim, o sizin yakıştırmanız.
Yorum Gönder